ASPİR TARIMI

ASPİR TARIMI

Yalancı safran, Amerikan safranı ve boyacı safranı gibi isimlerle de bilinen, tek yıllık, geniş yapraklı, sarı, kırmızı, turuncu, beyaz ve krem renklerinde çiçeklere sahip, dikenli ve dikensiz tipleri olan, kurağa dayanıklı ve ortalama yağ oranı % 30-45 arasında değişebilen bir yağ bitkisi olan aspir bitkisinin, ilk olarak Asya kıtasının güneyinde, Ortadoğu bölgesinde ve Akdeniz ülkelerinde ekildiği bilinmekte ve tüm dünyaya buradan yayılmış olabileceği kabul edilmektedir. Hatta, milattan önce ekildiği bilinen ve yaklaşık 3500 yıl önce Mısırda ekilmesi nedeniyle, bu bitkinin buradan yayıldığı da kabul edilmektedir. Neredeyse, tarih öncesi zamanlardan beri, Çin, Japonya, Hindistan ve İran’da tarımının yapıldığı bildirilmektedir. Adı geçen bu ülkelerde, önceleri tıbbi amaçlarla ve çiçeğindeki boya maddesinin gıda ve kumaş boyacılığında kullanılması amacıyla yetiştirilmiş, daha sonraları ise, tohumundaki yağı için yetiştirilmeye başlanmıştır.

Aspir bitkisinin Anadolu’ ya gelişi, Orta Asya’dan göç eden Türkler sayesinde olmuştur. Bulgaristan� dan gelen göçmenlerle bazı dikenli tipler Marmara bölgesine (Balıkesir yöresine) 1940-1945 yıllarında getirilerek tarımı yapılmıştır. Ülkemize girişi bu kadar eski olmasına rağmen, maalesef bu güne kadar gerekli önem verilmediğinden Türk tarımındaki yerini alamamıştır. Ülkemizde, bazı yörelerde dikenli ayçiçeği ve zerdeçal olarak da bilinmektedir.

ASPİR YETİŞTİRİCİLİĞİ

Aspir genellikle 80-100 cm arasında boylanabilen, dikenli ve dikensiz formları olan, dikenli formların dikensizlere göre daha fazla yağ içerdiği, sarı, beyaz, krem, kırmızı, ve turuncu gibi değişik renklerde çiçeklere sahip, tohumları beyaz taneler şeklinde olan, dallanan ve dalın ucunda içerisinde tohumları bulunan küçük tablalar oluşturan, renkli çiçekleri (petal) gıda ve kumaş boyasında kullanılan, yaklaşık 2.5-3.0 m derinlere gidebilen bir kazık kök sistemine sahip, tohumlarında % 35-40 arasında yağ bulunan, küspesi hayvan yemi olarak kullanılabilen, kuraklığa dayanıklı yazlık karakterde ve ortalama 110-140 gün arasında yetişebilen tek yıllık bir uzun gün yağ bitkisidir.

TARIMI

Aspir tarımında en önemli avantaj, Buğday-arpa tarımında, toprak hazırlığından ürünün depoya alınmasına kadar geçen sürede kullanılan bütün alet-ekipmanların bu bitkinin tarımında da kullanılabilmesidir.

Foto 1 Aspir Bitkisine ait Çiçek

TOPRAK HAZIRLIĞI

Toprak bakımından seçici olmasa da, derin verimli tınlı, drenaj problemi olmayan ve su tutma kapasitesi yüksek, pH değeri nötr veya nötre yakın (pH 5-7) olan topraklar aspir tarımı için idealdir. Ancak kıraç alanlarda da başarılı bir şekilde yetiştirilebilmektedir.

Toprak hazırlığı olarak anız tarla sonbaharda veya erken ilkbaharda sürülmelidir. Ekimden önce ise, diskaro ile tarla ekime hazırlanır. Tarla hazırlığının ekimden hemen önce yapılması tavsiye edilir. Böylece tarla bahar aylarında ortaya çıkabilecek yabancı otlardan temizlenmiş olacak ve bitkinin ilk gelişme dönemleri için temiz, yabancı otlardan arınmış bir yetişme ortamı sağlayacaktır. Tuzlu topraklar, aspir tarımı için olumsuz etkide bulunur. Aspir’in tuza dayanıklılığı, arpa ile aynıdır. Toprakta tuzun fazla bulunması, çimlenmeyi, verimi ve tanedeki yağ oranını düşürür.

GÜBRELEME

Ekimden önce toprak tahlili yaptırılarak eksik olan bitki besin maddeleri tamamlanmalıdır. Köklerin derinlere gidebileceği göz önüne alınarak, toprak tahlillerinin 1.0-1.5 m derinliğinde alınan örneklerle yapılması gerekir.Etkili kök derinliğinde bitkinin alacağı besin maddelerinin bulunması gerekir. Orta Anadolu kuru şartlarında gübrelemenin etkisi belirgin değildir. Bunun başlıca sebebi aspirin topraktaki besin maddelerinden en çok yararlanacağı Mayıs ve Haziran aylarının genellikle kurak gecmesidir. Sulu şartlarda tarımının yapıldığı koşullarda 10-12 kg/da saf azot, bitki gelişmesine başlangıç olması için bir miktar da fosfor 5-6 kg/da verilmelidir. Azotlu gübrenin (NH4)2SO4 formunda verilmesi tavsiye edilir.

EKİM ZAMANI

Aspir yazlık bir bitki olduğundan bahar ayında ekilmelidir.Ancak kışları fazla soğuk olmayan, ılıman bölgelerde kışlık olarak ekilmesi de mümkündür. Ülkemizde Çukurova ve Şanlıurfa bölgesinde kışlık olarak ekilebilir. Orta Anadolu bölgesinde ekim tercihen Mart ayında olmak üzere mümkün olduğu kadar erken ilkbaharda yapılmalıdır. Geç ekimlerde, bitkiler kışa kalmakta, dallanma azalmakta, verim ve tanedeki yağ oranı düşmektedir. Bu nedenle ekimlerin zamanında ve uygun şekilde yapılması çok önemlidir.

EKİM ŞEKLİ ve EKİM NORMU

Ekim normal olarak hububat için kullanılan mibzerle yapılabilir.En uygun sıra aralığı 45-70 cm sıra aralığıdır. Kuru şartlarda ekim aralığı daraltılarak 15-20 cm önerilir. Sıra aralığının dar tutulması yabancı ot mücadelesi ve kontrolü açısından en iyi yöntem olarak kabul edilmektedir. Geniş sıra aralıkları yabancı ot gelişimi engellemek için çapa makinesi kullanılmaktadır.

TOHUMLUK MİKTARI VE EKİM DERİNLİĞİ

Sıra arasının 15-20 cm olduğu durumlarda dekara 2-3 kg tohumluk kullanılmaktadır. Geniş sıra aralıklarında, tohumluk miktarı 1.5-2.0 kg civarındadır. Sıra üzeri mesafe 7-10 cm ‘dir.

Ekim derinliği toprağın tav durumuna göre ekim derinliği 2-5 cm arasında değişir.Ekimde hiçbir zaman 5 cm’den daha derine tohum bırakılmamalıdır .Üniform çıkışlar genellikle sığ ekimlerde sağlanmaktadır.

Ekimden yaklaşık 1-2 hafta sonra. Toprak yüzeyine çıkışlar başlar. Uygun şartlarda çıkışlar 8-10 günde tamamlanmaktadır. 4-5 0C gibi düşük sıcaklıklarda da çimlenme olabilmesine rağmen, 15-17 0C de çimlenme ve toprak yüzeyine çıkışlar daha hızlıdır. Daha düşük sıcaklıklarda, çimlenme ve çıkışlar 2-3 haftaya kadar uzayabilir. Bitkiler toprak yüzeyine çıktıktan sonra, erken dönemde büyüme ve gelişme oldukça yavaştır.Genç bitkiler 15-25 günlük bir süreyi rozet şeklinde geçirirler. Bu dönemde genç bitkiler -7 0C kadar soğuklara dayanıklıdır. Rozet döneminden sonra sapa kalkmaya başlarlar. Bu dönemden itibaren meydana gelebilecek herhangi aşırı soğuk don olayı (-4 0C, -5 0C) bitkiye büyük ölçüde zarar verebilir. Çiçek tomurcukları oluştuktan sonra ise 0 0C’nin altındaki sıcaklıklar, çiçek ve tane verimini olumsuz yönde etkiler. Bunun yanında aşırı sıcaklılara da oldukça dayanıklıdırlar. Örneğin sapa kalktıktan sonra, 40-45 0C’ye varan sıcaklıklardan etkilenmezler.

YABANCI OT KONTROLÜ

Aspir bitkisi, gelişmenin ilk döneminde (rozet devresinde) yabancı otlarla mücadele edemez. Bu dönemde uygulanacak çapalama iyi sonuç verir. Ayrıca gelişmenin ilk döneminde bitkiyi yabancı otlarla rekabete sokmamak için, ekimden önce tarlanın bir çıkış öncesi herbisit (ot ilacı) ile ilaçlanması veya çıkış öncesinde tarla yüzeyine uygulanması gerekir.Kullanılacak herbisitlerde yer alacak etkili maddelerden bir kaçı şöyledir; Trifluralin, Metolachlor, EPTC, Barban, Profluralin ve Paraquat. Bunlarda Metolachlor hem ekim öncesi toprağa karıştırılarak hem de ekimden sonra çıkıştan önce toprak yüzeyine uygulanabilir. Diğerleri ise, sadece ekimden önce toprağa karıştırılarak uygulanır.

SULAMA

Kurağa dayanıklı bitki olmasının yanında, kritik dönemlerinde sulama yapılması verimi arttıracaktır. Aspirde tane verimi açısından en kritik dönemler, sapa kalkma dönemi ve çiçeklenme öncesi dönemlerdir. Bu dönemlerde yapılacak sulamalar verimi çok önemli yönde artıracaktır. Sulama yapılacaksa, kuraklık belirtileri olan kuraklık alt yapraklarının renk değiştirerek kahverengiye dönüşmesinden önce sulama yapılması gerekir. Sulamanın karık usulü yapılması en uygundur. Sulama yaparken dikkat edilecek önemli bir nokta ise sulama suyu hiçbir zaman tarla yüzeyinde uzun süre göllenmemelidir. Bu durum, bazı kök hastalıklarına ortam hazırlar.

HASAT

Aspir ekimden sonra 140-160 günde olgunlaşır. Bu devre taç yapraklar tamamen kurur, taneler beyazlaşır ve yapraklar da tamamen kahverengiye dönüşür. Hasat harman biçerdöverle yapılır. Ancak makine ayarlarının uygun bir şekilde yapılması gereklidir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak.

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>